Araç çubuğuna atla
Gündem

Pandemi ; Kara Veba’ Dan Covid-19′ A Uzanan Bir Serüven

2019 yılının son günlerinde Çin’de ortaya çıkıp neredeyse tüm dünyaya yayıldı. Ortaya çıktığı günden şimdiye kadarki süreçte tespit edilen 230.000 kişiye bulaştı. 9300 kişinin ölümüne sebep olan ve tüm dünyanın yaşamını derinden etkileyen Koronavirüs (Covid-19) Dünya Sağlık Örgütünce Pandemi (salgın) ilan edildi. Çoğu insanın ilk kez bu kavram merak konusu oldu. Nedir bu “Pandemi?”

Pandemi Nedir?

Pandemi, eski Yunancada ‘tüm’ anlamına gelen (pan) ve ‘insanlar anlamına gelen (demos) kelimelerinden türetilmiştir.

Pandemi, Dünya Sağlık Örgütünce kullanılan bir kavramdır. Belli şartlara bağlı olmakla birlikte geniş bir alana yayılmış olan salgın hastalıkları tarif ederken Pandemik Hastalık Kavramını kullanmıştır.

Bir hastalığın birçok insanda görülmesi ya da ölümcül etkilerinin olması tek başına pandemi kabul edilmesi için yeterli değildir. Dünya sağlık örgütü bir hastalığın pandemi olarak kabul edilebilmesi için 3 koşulun bir arada görülmesi gerektiğini belirtmiştir;

  • Söz konusu virüsün daha önce görülmemiş olması,
  • Virüsün insanlara bulaşabilmesi,
  • Söz konusu virüsün insanlar arasında kolaylıkla ve sürekli bir şekilde yayılması.

Kanser ve diyabet gibi birçok hastalık, dünya genelinde görülmesine ve ölümcül sonuçları olmasına karşın yayılma özellikleri yok. Pandemi olarak kabul edilen tıbbi durumlar değildir.

Halen devam eden ve Dünya Sağlık Örgütünce Pandemi olarak kabul edilen 2 hastalık söz konusudur; HIV/AIDS ve Koronavirüs (Covid-19).

HIV/AIDS

Dünya Sağlık Örgütünce küresel bir pandemi olarak kabul edilen HIV/AIDS insan bağışıklık yetmezliği virüsüdür.

HIV, 1970′ li yıllarda Orta Afrika’da çıkmış. Amerika ve Avusturalya kıtaları ile Batı Avrupa’da yayılmış ve 1980’li yıllarda dünyanın geri kalanında da görülmesi ile bir pandemi olmuştur.

HIV virüsü ilk çıktığı dönemde ölümcül sonuçları olan bir hastalıkmış. Daha sonrasında geliştirilen tedavi ve birlikte kullanılan ilaçlar sayesinde ömür boyu bakım ve tedavi gerektiren kronik bir hastalığa dönüşmüştür. Ayrıca şu anki tedavi koşulları ile HIV virüsünün tamamen insan vücudundan atılması da söz konusu değildir.

HIV virüsü;

  • Korunmasız olarak girilen her türlü cinsel ilişki ile,
  • Paylaşılan enjektörle,
  • Enfekte kişiden kan alma yoluyla,
  • Gebelik dönemi ile doğum ve emzirme döneminde anneden bebeğe geçebilen bir virüstür. 

Ülkemizde ilk HIV vakası 1985 yılında tespit edilmiştir. Bu tespite paralel olarak aynı sene içerisinde ihbarı zorunlu hastalıklar kapsamına alınmıştır. İlerleyen yıllarda erken teşhis ve hastalığın yayılmasını engellemek amacıyla bir çok önlem var. Sağlık kurullarının tespit ve tavsiyeleri neticesinde yasal olarak alınmış ve yürürlüğe girmiştir.

Virüsün ülkemizde görülmesine paralel olarak yıllara yaygın olarak kamu refleksi ile belli başlı önlemler alınmış ve toplum sağlığının korunması amaçlanmıştır. Bununla birlikte sivil toplum da özellikle HIV pandemisi ile alakalı farkındalık yaratmak ve toplumu bilinçlendirmek için harekete geçmiştir. Kırmızı Kurdele İstanbul hareketi HIV pandemi ile alakalı çalışmaları ile öne çıkan sivil toplum kuruluşudur.

KORONAVİRÜS (Covid-19)

2020 yılı itibariyle tüm Dünya’da gündem olan Koronavirüs (Covid-19) Dünya Sağlık Örgütünce Mart ayı içerisinde pandemi ilan edilmiştir. Koronavirüs Aralık ayı içerisinde ilk kez Çin’de görülmüş, sırasıyla Asya, Avrupa, Amerika ve Avusturalya kıtalarına yayılmıştır. Çin’de etkileri azalmış olsa da Avrupa’da halen yıkıcı etkiye sahip olan bu pandemi dünya gündemini epey meşgul edecek gibi görünüyor.

Koronavirüs (Covid-19), kesin olmamakla birlikte yarasa veya pangolin isimli hayvandan insana bulaştığı düşünülüyor. İnsanlar arasında da enfekte kişiden yayılan virüslü su damlacıklarının sağlıklı kişiye bir şekilde teması ile bulaşıyor. Özellikle yaşlılarda ve başkaca bir kronik hastalığı olan risk grubundaki kişilerde ölüme kadar giden sonuçları oluyor. Henüz etkili bir tedavisi ve aşısı bulunamayan bir pandemidir.

Koronavirüs (Covid-19) Pandemisi

Dünyadaki neredeyse tüm ülkelerde görülmüş, ancak alınan tüm önlemlere karşın engelenememiş. İtalya, Çin, İran, Fransa ve İspanya’da ölümcül etkileri diğer ülkelere nazaran daha fazla olmuştur.

Koronavirüsün (Covid-19) tedavisine yönelik olarak iki düşünce ortaya çıkmıştır, sıkı karantina ve sürü bağışıklığı.

Güney Kore ve yakın coğrafyasındaki Asya ülkeleri sıkı karantina yöntemini tercih etmişlerdir. Güney Kore 2000’li yılların başında MERS virüsüne karşı, mücadelesindeki tecrübelerinden de faydalanarak pandeminin ülkede görülmesinden itibaren sıkı karantina uygulamış. Sürveyans yöntemi ile virüs bulaşan kişilerin takibini sıkı bir şekilde yapmış. Bunun neticesinde yayılmayı önleyerek ölüm oranını düşük seviyelerde tutmuştur. Ülkenin mücadele esnasında günlük ortalama 10.000 kişiye test yapmış olması da başarının anahtarı olarak görülmektedir.

İngiltere ise bu virüsle ilgili olarak sürü bağışıklığı yöntemi ile pandemi mücadelesi vereceğini bildirmiştir.

Bu düşünceye göre İngiltere;

  • Vatandaşlarının hayatlarında herhangi bir kısıtlamaya gitmeyeceğini,
  • Virüsün yayılmasına engel olmak için çalışma yapmayacağını,
  • nüfusun belli bir yayılmadan sonra mutasyona uğrayarak ölümcül etkilerinden uzaklaşacağını savunmuştur.

Ancak ilerleyen süreçte bu yöntemin başarısı hususunda çeşitli tartışmalar çıkması neticesinde İngiltere okulları tatil etti. Sosyal hayatı yavaşlatma gibi tedbirler alarak sürü bağışıklığı düşüncesinden yavaş yavaş vazgeçmeye başlamıştır.

Ülkemizin de içinde olduğu birçok ülkede ise sokağa çıkma yasakları ve sıkı karantina koşulları uygulanmasa da alınan tedbirler var. Bunlar göz önünde bulundurulduğunda amacın sosyal hayatı yavaşlatarak virüsün yayılma hızını düşürmek. Bir nevi kontrollü sürü bağışıklığının uygulanmaya çalışıldığı sonucu ortaya çıkmıştır. Ülkemizde özellikle yaşlılara ilişkin olarak sokağa çıkmanın sınırlandırılması, kronik hastaların ve dezavantajlı grupların kamu görevlerinden izinli sayılmaları gibi tedbirler alındı. Hastalığın yayılmasından çok ölüm oranının düşük tutulmaya çalışıldığı şeklinde yorumlanabilmektedir.

Koronavirüs Covid 19 Hakkında Detaylı Bilgi makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

Koronavirüs (Covid-19) pandemisinin, dünyadaki yayılma hızının değerlendirilmesi neticesinde aşı veya tedavi bulunana kadar dünyanın 2/3’ünde görüleceği tahmin edilmektedir. Birçok ülke tarafından alınan tedbirlerin amacının virüsün yayılma hızını yavaşlatarak sağlık sisteminde çıkabilecek krizleri önlemeye çalışmaktır. Tahminler virüsün yayılma hızına müdahale edilmezse birçok ülkenin sağlık sisteminin çökeceği yönündedir.

Uzmanlarca yapılan açıklamalar Koronavirüs (Covid-19) pandemisi ile mücadelenin uzun bir süre daha dünya gündemini meşgul edeceğini göstermektedir. Pandemi ile mücadelede tedavi ve aşı çalışmalarından çıkacak sonuca göre bir yol izleneceği aşikardır.

Bu aşamada;

  • Kişisel temizliğe önem vermek,
  • Toplumsal hayatta sosyal mesafeyi korumak,
  • Enfekte olmuş kişilerle temas etmemek,
  • Bu kişilere karşı izolasyon sağlamak,
  • Gerekmedikçe evden dışarı çıkmamak,
  • Bağışıklığı güçlendirmek Koronavirüs (Covid-19) pandemisine karşı alınabilecek tedbirlerdir.

Günümüzde HIV/AIDS ve Koronavirüs (Covid-19) pandemilerine karşı mücadele veren insanoğlu tarih sahnesinde birçok salgın hastalıkla karşı karşıya kalmıştır. Bu hastalıklardan tarih sayfalarını en çok meşgul edenler arasında veba, kolera, çiçek, MERS, SARS, ebola ve grip gelmektedir.

Bağışıklık Sistemi Nasıl Güçlendirilir? Makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

KARA VEBA (KARA ÖLÜM)

Kara ölüm olarak ta adlandırılan Kara veba, 1300’lü yılların ortasında Çin’in Wuhan bölgesinde ortaya çıkmıştır. Salgına Yersinia Pestis isimli bir bakterinin neden olduğuna ilişkin görüşler mevcuttur.

Kara veba salgını kısa sürede Çin ve Asya bölgesine yayılmıştır. Salgının Avrupa’ya sıçraması hikayesinde ise bir trajedi gizlidir. Moğol komutanı Cani Bey Kırım’da bulunan ve Ceneviz kontrolünde olan Kefe Kalesini kuşatmıştır. Kuşatmadan bir netice alamayan Cani Bey, kendi askerleri arasında Veba ya yakalanıp ölenleri, mancınık ile kale surlarının diğer tarafına atmış. Bu durumdan korkan Cenevizliler kaleyi terk ederek gemilere binip Avrupa’ya kaçmışlardır. Bu kaçış Avrupa kıtasının Kara Veba salgını ile tanışmasına neden olmuştur.

Dünya genelinde 200 Milyon kişinin ölümüne sebep olan Kara Veba’nın ortaya çıkması; Avrupa’da tabiri caiz ise yıkıma sebep olmuştur. Kralların, prenseslerin ve soyluların da ölümüne sebep olan kara veba salgını yaklaşık 75 Milyon Avrupalının 25 milyonunun ölümüne sebep olmuştur.

Kara veba pandemisi tüm dünya üzerinde birçok siyasi, ekonomik  ve sosyal dönüşümü beraberinde getirmiştir. İnsanlar Katolik Kilisesine olan inancını kaybetmiş, derebeylikler yerini şehir devletlerine bırakmış ve modern devletin temelleri bu dönemde atılmıştır.

Kolera

Kolera,  tarih boyunca birçok değişik zamanda ortaya çıkmıştır ancak ilk ortaya çıkışı 1817 yılına denk gelmektedir. 1817 yılında ortaya çıkan pandemi için İlk Kolera Pandemisi ve Asya Kolera Pandemisi isimleri de kullanılmaktadır. Günümüzde Hindistan sınırları içerisinde bulunan Ganj nehri deltasında ortaya çıkan Kolera; kısa bir süre içerisinde önce Asya Kıtasına, sonrasında ise tüm dünyaya yayılmıştır. Dünya genelinde 1 milyona yakın kişinin yaşamını yitirdiği bu pandemi 1824 yılında sona ermiştir. 1824 yılındaki yoğun kış koşullarının suda bulunan bakterileri öldürdüğü ve pandeminin bu şekilde sona erdiği araştırmacılarca öne sürülmüştür.

Çiçek

Tarih boyunca yüzbinlerce kişinin ölümüne sebep olan ve virüs kökenli bir hastalık olan çiçek hastalığı; aynı zamanda modern tıp açısından da önemli gelişmelerin yaşanmasına vesile olmuştur. Ölümcül etkilere de sebep olan Çiçek hastalığı 17 ve 18.yüzyıllardaki aşı çalışmaları ile etkisini kaybetmiş. 1980 yılında da tamamen ortadan kalkmıştır. Doktor Edward Jenner çiçek aşısı ile ilgili yaptığı çalışmalar neticesinde aşıyı bulmuş. Modern anlamda bir hastalığa karşı kullanılan ilk aşı olarak tarihe geçmiştir. Jenner 1796 yılında inek çiçeği virüsünden elde ettiği aşıyı sağlıklı bir insan vücuduna enjekte etmiş. Hafif şekilde hasta ederek Çiçek hastalığına karşı bağışık hale getirmiştir. Dünya Sağlık Örgütünün yoğun çalışmaları sonrası 1980 yılında dünya bu hastalıktan kurtulmuştur. Dünya üzerinde 2 adet çiçek virüsü olduğu ve bu virüslerin ABD ve Rusya’nın elinde bulunduğu söylenmektedir.

MERS

Ortadoğu Solunum Sendromu (MERS) 2012 yılında Suudi Arabistan’da ortaya çıkmıştır. Tek hörgüçlü deveden bulaştığı düşünülen MERS, Koronavirüs nedeniyle ortaya çıkmış bir hastalıktır. Henüz bulunmuş bir aşısı yoktur ancak aşı çalışmaları devam etmektedir. MERS hastalığı ile alakalı olarak uzmanlar; kişisel hijyene dikkat edilmesi ve Orta Doğuya seyahat eden kişilerin develer ile temas kurmamasını tedbir olarak önermektedir.

SARS

Ölümcül etkilere sebep olan Şiddetli Akut Solunum Yolu Hastalığı (SARS) 2002 yılı içerisinde Hong Kong’ta ortaya çıkmış. Kısa süre içerisinde 37 ülkeye yayılmıştır. Misk kedisinden bulaştığı tahmin edilen SARS hastalığına sebep olan virüs tıpkı MERS ve COVID-19 gibi Koronavirüs ailesinden bir virüstür. Dünya Sağlık Örgütü ile küresel ölçekteki birçok kuruluşun ortak çalışmaları neticesinde; 2003 yılı Haziran ayında son vakanın bildirilmesi neticesinde yayılma durmuştur. Ancak hastalığın tamamen bittiğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bu nedenle gelecekte SARS virüsünün yeniden ortaya çıkmayacağı hususunda kesin bir bilgi yoktur.

EBOLA

Adını Afrika’daki bir nehirden alan ve insanlar için çok tehlikeli virüs olan EBOLA’nın kaynağı tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte maymundan ve meyve yarasalarından geçtiği tahmin edilmektedir. Ebola virüsün 5 ayrı türü bulunmaktadır. 2014 yılında ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisine alan salgın tarihteki en büyük Ebola Salgınıdır. Kan ve diğer vücut sıvılarına temas ile bulaşan EBOLA virüsü için henüz bulunmuş bir aşı yoktur.

GRİP (Influenza)

Grip (Influenza) viral bir hastalıktır. Gribin A, B ve C olmak üzere 3 türü vardır. A tür grip sadece insanları etkilerken, B ve C türleri insan, domuz, at, balina ve diğer canlı türlerini de etkilemektedir. Influenza (grip) virüslü kişinin; konuşması, hapşırması gibi eylemleri neticesinde havaya yayılan su damlacıklarının solunması, virüsle kirlenmiş yüzeye temas edilmesi suretiyle kişiyi enfekte edebilir. Grip, 38 Derece üzerindeki ateş, baş ve boğaz ağrısı, halsizlik, öksürük gibi semptomlarla kendisini gösterir. Tarih boyunca birçok Influenza salgını insanlığı tehdit etmiş, büyük ölümlere sebebiyet vermiştir. Bu salgınların bazıları İspanyol Gribi ve Domuz Gribidir.

İspanyol Gribi

1918 yılında ilk olarak A.B.D.’nin New Mexico eyaletinde ortaya çıkan İspanyol Gribi Salgını 1920 yılına kadar sürmüş. Yaklaşık 500 Milyon kişiye bulaşan bu hastalık 2 sene içerisinde yaklaşık 100 Milyon kişinin ölümüne sebebiyet vermiştir. H1N1 Influenza virüsünün alt bir türü olan İspanyol Gribinin en önemli özelliklerinden biri; risk grubundaki kişilerden ziyade genç ve sağlıklı kişilerde görülmüş olmasıdır. Bazı tarihçiler salgın neticesinde askerlerin etkilenmesi sonrasında 1. Dünya Savaşı’nın sona erdiğini savunmaktadırlar. Savaşa katılan ülkelerce salgın gizlenmiş ve İspanya o dönemde savaşa dahil olmadığından salgının varlığını tüm dünyaya duyurmuş. Bu duyuru sonrasında da salgının adı İspanyol Gribi olarak literatüre girmiştir.

Domuz Gribi

2009 yılının Mart ayında Meksika’da ortaya çıkan Domuz Gribi, İspanyol gribi gibi H1N1 Influenza virüsünün bir alt türüdür. Virüsün, domuzlarda görülen virüs ile benzerlik göstermesi nedeniyle hastalığın adına Domuz Gribi denmiştir. Meksik’da ortaya çıkan bu virüs yıl içerisinde kuzey yarım küreye sıçramış ve çeşitli ülkelerde görülmeye başlamıştır. Virüsün yayılması sonrasında Dünya Sağlık Örgütü Domuz Gribi için 6.Derece Pandemi ilan etmiştir.

Görüldüğü üzere Dünyamız tarihin çeşitli dönemlerinde gerek bakterilerin gerekse virüslerin sebep olduğu birçok pandemi ile mücadele etmiştir. Ortaya çıktığı döneme damga vuran ve birçok kişinin ölümüne neden olan bu hastalıkların çoğuna artık rastlanmamaktadır. Covid-19 ile mücadele verdiğimiz bu günlerde unutulmaması gereken şudur ki; bir gün bu hastalık ta diğerleri gibi tarihin tozlu sayfalarına gömülecek ve hayat bir şekilde normale dönecektir. İşte tam da bu yüzden umudunuzu kaybetmeyin, kişisel tedbirlerinizi alın ve sağlıklı kalın.

Etiketler

2 Yorum

  1. Aga bu covid 19 denen virüs diğerlerine hiç benzemiyo ki
    Tuttuğunu ölüme götürüyo nalet olasıca

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı