Araç çubuğuna atla
Gündem

Osmanlı Devletinde Demokrasi Kavramı ve Belirli Dönemlerdeki Etkileri

Bu yazımızda Osmanlı Devletinde Demokrasi kavramının ne ifade ettiğini ve Osmanlı Devletinde demokrasinin dönem dönem nasıl bir süreç takip ettiğini kısaca anlatmaya çalışacağız.

Osmanlı Devletinde Demokrasi

Demokrasi kavramı ‘’demos’’ kökünden türemiş demos halk demektir. Halkın yönetime katılmasına demokrasi denir. Demokrasinin nasıl sağlandığı hep tartışma konusu olmuştur. Osmanlı devletine baktığımızda demokrasi terimi 19. Yy da dillere pelesenk olmaya başlamıştır. Osmanlıda ve tüm dünyada uygulanan monarşi Fransız devriminden sonra önemini kaybetmiş. Homurdanmaya başlayan azınlıklar bağımsız arayışına girmişlerdir bu çabalar yeni reform ve uygulamalar meydana getirmiştir.

Devletin güç kaybetmesi ve bağımsızlık hareketleri kısmen demokratikleşmeyi getirmiştir. İngiltere ve Çarlık Rusya kendi dinlerinden olan azınlıkları bahane etmiş ve onların isyan damarlarını kesme yoluna gitmişlerdir. Osmanlı devletinde modernleşme sorunu verem halini almış ve devlet her yenilik yapmaya çalıştığında bazı kesimler tarafından önü kesilmiştir bunun sonucunda askeri ve ekonomik olarak geriye gitmiş ve parçalanma sürecine girmiştir.

Tavsiye makale1: Demokrasi nedir? Türkiye’de demokratikleşme ve gelişimi nasıl olmuştur?

İstanbul’un Fethinden sonraki dönem (1453-1699 )

İstanbul’un fethiyle birlikte kozmopolit bir devlet halini alan Osmanlı Devleti bu yıllarda divan-ı hümayun kavramına önem vermiş ve devlet yöneticilerin görüşleri burada alınmış ancak son söz padişahın olmuştur. Kısmen danışma meclisi görevi gören divan-ı hümayun kısmen demokratik olmuştur. Padişah divana başkanlık etme adetinden vazgeçmiş ve padişah harici kişiler ortaklaşa karar almışlardır.

Padişahın da önüne geçen diplomasi kavramı (1699-1808)

Karlofça Antlaşması ile batıda ilk kez toprak kaybeden Osmanlı Devleti askeri ve teknik olarak geride olduğunu anlamış ve batıyla imzalanan 1718 Pasorofça barışıyla batının üstünlüğünü ilk kez kabul etmiş ve devam eden dönemde batıda meydana gelen gelişmeleri takip etmiştir. Batıya elçiler göndermiş ve batı ile diplomasiye girmiştir. Ve ülke demokratikleşmeye başlamış.

III.Selim Avrupa’nın kültürünü sarayda yaşatmış Avrupa öykülenerek modern ordu ve eğitim sistemi meydana getirmiştir. Bu dönemde batı tarzında kurulan meşveret meclisi demokratikleşmenin kısmen bu yüzyıldaki aleni örneğidir. III.Selim devletinin gecikmiş modernleşme çabalarını gerçekleştirmiş ve bu yönüyle devletin çehresini değiştiren ilk kişidir. Osmanlının bu dönemde batıya kalıcı olarak elçi göndermesi diplomasi kavramını ortaya çıkarmış ve devlette padişahtan daha etkili olacak bir bürokrasi sınıfı oluşmuştur. Bu sınıf ilerleyen dönemde demokrasi kavramını detaylı incelemiş ve devlette demokrasi hareketine hareketlilik getirmiştir.

İsyan ve Darbe kavramı (1808-1876)

1808 yılında meydana gelen isyan 100 yıl sonra yine aynı sonucu doğuracaktı. Darbe kavramı devletin yakasına yapışacaktı. III. Selim modern anlamda devlete yenilikler katmış ancak devamını getirememişti. Halefi olan II. Mahmut Avrupa’yla ilişki içerisinde olmuş ancak bu ilişkiler ülkedeki iç sorunlar sebebiyle meydana gelmiş devlet modernleşirken aynı zamanda denge siyaseti ile varlığını korumuştur. Bu dönemde avrupaya gönderilen öğrenciler eğitimleri sırasında batının fikir adamlarını ve fikirlerini tanımıştır. II. Mahmut otoriteyi sağlamak için Osmanlının Magna Cartası olan Sened-i İttifakı imzalamış ve ilk defa yetkilerini kısıtlamış ve demokrasi kavramı yazı olarak zuhur bulmuştur. Bu dönemde meydana gelen mora isyanı ve Mehmet ali paşa olayı Osmanlı Devleti zor durumda bırakmış ve içişlere müdahale edilmiştir.

Azınlık isyanları çoğalmış bunun sonuncunda da devlet bu isyanları bitirme amacıyla ve devletin bütünlüğünü korumak için azınlıklara haklar vermiş. Bunun sonucunda isyanlar daha da artmıştır. 1839 yılındaki Gülhane-i Hattı Hümayun(Tanzimat Fermanı) ile ilk kez anayasalcı hareket meydana gelmiş padişah kendi isteği ile haklarını sınırlandırmış ve hukukun üstünlüğü kabul edilmiştir. 1856 yılındaki Islahat Fermanı ile azınlık hakları artırılmıştır ve bu durum toplumdaki eşitsizlik boyutunu ortaya çıkarmış ve toplumsal çatışma meydana gelmiştir. Bu dönemde Osmanlının demokratikleşmesini hem iç sorunlar belirlemiş hem de yenilikçiler ve statükocular arasındaki kavga belirlemiştir kimi zaman kavgayı yenilikçiler kimi zamanda statükocular kazanmıştır.

Kanun-i Esasi (1876-1908

1876 yılında ilan edilen Kanun-i Esasi ile tam olarak demokrasi sağlanmış I. Meşrutiyet ilan edilmiş ve halk ilk kez mebus seçmiştir. Ancak bu durum kısa sürmüş ve 30 yıl sonra tekerrür etmiştir. 1908 de ilan edilen II. Meşrutiyetin İlanı ile demokrasi tekrar yürürlüğe girmiş ve bu dönemde de çok partili hayata geçilmiştir. 1912 seçimleri ilk kez çok partili yaşama geçişin seçimidir. Demokrasi tarihimize sopalı seçimler olarak geçmiştir. İşin özü aslında aydın ile hak arasındaki zihniyet farklılığı demokrasiyi farklı yorumlamış ve bu sebeple demokrasi ne Osmanlıda ne de Türkiye de yerleşmiştir.


Her dönem güçlü taraf dokunulmaz olmuş ve bu egoist tavır demokraside derin yaralar açmış demokrasinin ne olduğu anlaşılamamıştır. Ve halende anlaşılamamaktadır.

Bu yazımızda Osmanlı Devletinde demokrasi kavramı ve belirli dönemlerdeki etkileri hakkında sizlere kısaca bilgi vermeye çalıştık. Daha yeni makaleler istiyorsanız lütfen yorum kısmında istekleriniz belirtiniz. İyi Günler.

Tavsiye makale 2: Demokrasi nedir? İlkeleri ve çeşitleri nelerdir?

6 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı